HAKKIMIZDA
Bak İşte Yaklaşıyor Fırtına!
Bir süredir sözümüzü sayfalardan söylediğimiz Canavar’la, sayfalardan taşmak için yeniden ses veriyoruz. Bizler büyük bir fırtınanın yaklaştığını görüyoruz. Gençlik hareketinin on yıllardır süregelen mücadele birikimini kendine pusula etmiş üniversite öğrencileri olarak, yeni bir dünyayı doğurma yolunda bu fırtına öncesi sessizliği bozacak güç ve iradeye sahip olduğumuzu biliyoruz. Birbirimizi buldukça sesimizin, yan yana geldikçe mücadelemizin büyüyeceğine inanıyoruz.
Üniversitelileri yalnızlaştıran, gençliğin mücadele hafızasını silmeye çalışan iktidarın karşısında gücümüzü gençliğin dayanışma ve mücadele mirasından alıyoruz. Bugün üniversitelerde sahip olduğumuz hiçbir hakkın, açılmış hiçbir özgürlük alanının kendiliğinden var olmadığını; her birinin bizden önce mücadele eden üniversitelilerin izlerini taşıdığını biliyoruz. Demokratik üniversite mücadelesinin tarihsel birikimini sahipleniyor, direncimizi gençliğin boyun eğmez tavrından alıyoruz. Bizden önce kampüslerde, amfilerde ve sokaklarda açılan yolları bugünün mücadelesiyle büyütüyoruz. Bizler, Türkiye’deki üniversitelerin koridorlarında, amfilerinde ve ülkenin her bir sokağında yankılanacak bir çığlığın parçasıyız.
Gençlik, İnsanca Yaşam Talebinin Rüzgarlarını Büyük Bir Fırtınaya Çevirecek!
Bu çığlık, sadece bugünün değil, yarının da sesi; sömürülen, yok sayılan, hor görülen herkesin sesidir. Yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik kıskacında; barınmanın, beslenmenin ve eğitimin her geçen gün daha büyük bir mücadeleye dönüştüğü bir üniversite hayatının içindeyiz. Ayrımcılıkla, baskıyla ve eşitsizliklerle boğuşurken, bir yandan da geçinebilmek için çalışmak zorunda olan ve emek sömürüsünün en güvencesiz biçimleriyle karşı karşıya kalan üniversitelileriz. Bizler bu düzenin çarklarına başkaldırmış bir avuç genç değil, bu çarkı tersine döndürecek; aynı sıralarda, kampüslerde ve kentlerde, aynı düzenin içinde kendi geleceğini örmeye çalışan büyük bir gençliğin parçası; onun sözünü, dayanışmasını ve mücadelesini büyütmenin örgütleyicileriyiz.
Canavar olarak üniversiteyi yalnızca derslere girip çıktığımız, diploma alıp geride bıraktığımız bir yer olarak görmüyoruz. Barınmanın ve beslenmenin bir hak olduğu; bilimsel, eşit, parasız ve anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırıldığı, kadınların ve LGBTİ+’ların özgürce var olabildiği, doğanın ve yaşamın talan edilmediği demokratik bir üniversite için yan yana geliyoruz.
Demokratik üniversite mücadelesini demokratik bir ülke mücadelesinden ayrı görmüyoruz. Üniversitelerde sözümüzün, irademizin ve özgürlüğümüzün karşısına çıkanlarla; halkın iradesini yok sayan, toplumsal yaşamın her alanını baskı altında tutan anlayışın birbirinden bağımsız olmadığını biliyoruz. Mücadelemizi toplumsal muhalefetin insanca yaşam mücadelesinin bir parçası olarak görüyoruz. Bizler, bu çürümüş düzene karşı başka bir dünyayı hayal edenleriz. Ve biliyoruz ki bu hayal bizlerin birleşik mücadelesi ile gerçeğe dönüşecek.
Şimdi Canavarlar Zamanı!
İktidarın gençliğe ve toplumsal muhalefete yönelik saldırıları karşısında yarattığımız dayanışma adacıklarını büyütüyor, Canavar’ı sayfalardan kampüslere taşıyoruz. Bütün sıra arkadaşlarımızı birlikte tartışmaya, üretmeye; mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz: Yeni bir dünyayı doğuracak güç, birlikte mücadeleyi büyütenlerde!
